Mevlana Kimdir? Eserleri Nelerdir?

30 Eylül 1207 yılında doğan Mevlana, Afganistan sınırları içerisinde, Belh şehrinde doğmuştur.

Babası Belh şehrinin ileri gelenlerindendir. “Bilginlerin Sultanı” lakabıyla ünvanlanan Bahaeddin Veled’dir. Anne adı ise Mümine Hatun’dur. Sevgi ve hoşgörü elçisi olarak tanınan Mevlana, hayatı, eserleri, felsefesi ve kişiliği ile binlerce kişiye konu olmuştur. Türk – İslam medeniyetinin yetiştirdiği en önemli şahsiye olarak bilinen Mevlana Celaleddin-i Rumi, büyük bir şair, tasavvuf ehli bir alimdir. Dünyanın her yerinde eserleri okunur. Yaptığı tüm davranışlar, söylediği sözler küçümsenmeyecek derecede büyüktür. Mevlana’nın yazdığı en büyük eser olan Mesnevi, sayısız dile çevrilmiştir. Dünyanın her yerinde okunmuş ve insanların beğenisini daima kazanmıştır. Mezhep ayrımı yapmaksızın, kardeş olmaya ve hoşgörü ile barışa çağıran din bilgini olması herkesin yüreğinde bir gülümseme bıraktığı bilinir. Sadece İslam alemini değil, birçok dine bağlı insanları da kendine hayran etmiştir.

Mevlana’nın Eserleri ve Hayata Bakış Açısı

Mevlana’nın eserleri; Mesnevi, Büyük Divan, Ne Varsa İçindedir, Mevlana’nın 7 Vaazı ve Mektuplar olarak bilinir. Eserlerin orijinal dili Farsça’dır. En ünlü eseri Mesnevi’dir. Divan şiirinde bir nazım türü olmakla beraber 6 ciltten oluşan bu esere Mesnevi adını vermiştir. “Gel gel Ne olursan ol, yine gel” sözü bu kitapta geçmektedir. Mevlana’nın eserlerine yapılan yorumlarda sadece büyük bir şair olmakla kalmayıp, eşsiz bir dili kaleme geçirdiği söylenmektedir. İnsan tabiatının derinlerine inerek, insanın iç yüzünü keşfeden büyük bir şair olduğu hakikattir. Mevlana, cefaya tahammülü olmayanlara sürekli aptal ve cahillerle oturmamayı, güzel davranışlı ve olgun kişilerle birlikte bulunmayı vasiyet etti. İnsanların en hayırlısını ise insanlara yararı olandır diyerek nitelendirdi. Sözün en hayırlısını ise az ve anlaşılır olduğunu belirtti.

Diğer bütün Sufilerin yaptığı gibi, Mevlana’da temel öğretisi Tevhid düşüncesi ile örgülenmektedir. Rabbine olan bağlılığı ele alarak rabbine duyduğu aşkı ön plana çıkarır. Yaşamını “Hamdım, piştim, yandım” sözleri ile özetleyen Mevlana, 17 Aralık 1273’te yaşamını yitirmiştir. Mevlana’nın ölüm günü, yeniden doğuş olarak kabul görüyordu. O ölmesinin ardından, Allah’a kavuşacaktı. Bu yüzden dostlarına ölümünün ardından ağlamamalarını, üzülmemelerine dair vasiyet etti.

Bilgilenin, ziyaretçilerine daima doğru ve ilginç bilgiler sunmayı amaçlayan bir internet sitesidir. Her geçen gün siteyi geliştirmek için çaba sarf etmekteyiz. Sizin de yorumlarla desteğinize ihtiyacımız var.

Yorum Bırak

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir